Mahalle Mektebi ile Başarıya Adım Atın! Fırsatları Görmek İçin Giriş Yapın veya Hemen Kayıt Olun!
Hemen Bizimle İletişime Geç!
Mahalle Mektebi
Şeyma Ecem A.
Hemen Ara
+90 543 483 5609WhatsApp'tan Yaz
Konuşmayı BaşlatE-posta Gönder
[email protected]
Eskiden çok eskiden daha ninemin ninesinin ninesi dünyaya gelmemişken insan ırkı henüz parmak kadarken dev kuşların uçak niyetine kullanıldığı yıllarda insanlar sevdiklerine mesajlar göndermek istiyordu. Bunun için görevli parmak postacıları vardı. Bu postacılar mesaj kutularına doldurdukları mektuplarıyla postacı kuşlarına binerek adreslere gidiyorlardı. Kimi zaman uğultulu tepeye gitmek için sessiz ormanın içinden geçerek cadı tuzaklarını aşmak zorunda kalırken kimi zaman da şarkılı nehirlerden geçerek su perilerinin büyülü fısıltılarından kaçıyorlardı. Mektupları ulaştırınca aldıkları minik tohumları yol boyunca gökyüzünden topraklara serpiyorlardı. Bu sayede yeryüzünde insanlara mutluluk veren Sevgiveren Ağaçları büyüyordu. Bir gün yine bir postacı kuş uçmaya başladı. Parmak postacının mesaj kutusunda bu defa, bir çocuğun uzun zamandır görmediği babasına anlattığı kırmızı bisikleti, bir ninenin torununa gönderdiği harçlık, bir annenin tarçınlı kek kokusu, bir eşin özlemle dolu göz yaşlarını sildiği mendili, bir babanın askerlik anılarıyla dolup taşmıştı. Önce hangisini ulaştırmalıydı? Tabiki de sen hangisini istersen onu. Ben masalıma şimdilik ara verip gerçek hayattan devam etmek istiyorum.Sence gerçek dünyada insanlar nasıl iletişim kurmaya başlamış olabilirdi? Develer tellal pireler berber iken ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken.. Gene sardı beni masal perileri. Böyle bir giriş pek uygun olmadı sanki. Düzeltiyorum eskiden çok eskiden ilk insanların yaşadığı devirlerde insanoğlu duman yöntemi ile uzaktaki birine mesaj gönderiyordu. Şöyle ki dağın başında olduğunu düşün. Aşağı ovada yaşayan halangillere burada her şey yolunda demek istiyorsun. Önce tahta parçalarını alıp birbirine sürte sürte bir ateş kıvılcımı çıkartıp o ateşi yakıcan. O da ne? "Hüsamettin Enişte bu ateş mangal için değil bir dakika sucukları kenara al." Sonra dumanın üzerini ıslak bir şey ile kapatıp bir süre bekleyip geri kaldırman gerekecek. Sonra aynı şeyi kabilende belirlenmiş kodlara göre birkaç defa daha yapman gerekecek. İşe yaradı karşı taraftan da aynı işaret geldi. Her şey yolunda o zaman şimdi mangala devam Hüsamettin Enişte.
Başka bir yöntem de posta güvercinleri kullanmaktı. Şu an aklından mahalledeki güvercinleri posta güvercini olarak kullanma fikri geçiyor olabilir. Ama maalesef her güvercin posta güvercini olamaz. Posta güvercininin fiziksel yapısı ve genetik yapısı yol bulma ve uzun mesafeler kat etmeye yetecek şekildedir. Posta güvercini yuvasına iyice alıştıktan sonra eğitime alınır. Belli mesafelere götürülerek serbest bırakılıp yuvasına uçmasına izin verilir. Bu şekilde götürüldüğü yerlerden yuvasının olduğu yerde bulunan kişiye mesaj iletimi sağlanır. Yazılan not güvercinin bacağına bağlanır ve uçurulur. "Heeyy Tekir rahat bırak güvercini mesaisi başladı. Gel sana süt vereyim." Neyse ki Tekir posta güvercinini erkenden emekli etmedi.
Kullanılan başka bir yöntemde atlı postalardı. Atlara binen haberciler uzun mesafeler katederek mesajları alıcılara iletirlerdi. Habercilerin dokunulmazlığı olduğu için canları da tehlikeye girmezdi. Bu şekilde bile mesajını göndermeye güvenmeyen yabancı bir lider çok zekice bir şey yapmış. Kölesinin saçını kazıyarak mesajını başına dövme yaptırmış. Sonra saçın uzamasını beklemiş. Sonrasında köleyi kafasını tıraş ettirme talimatıyla alıcıya göndermiş. Acaba o mesajda ne yazıyor ki böyle gizemli bir yol kullanmış. "Ödevini yap. Kitaplarını unutma. Beslenmeni bitir. Akşama misafir var evi dağıtma. Kardeşine vurma. Sınavdan düşük not almışsın çalışman gerekiyor. Üzerini kirletme. Terli terli soğuk su içme." Böyle bir mesajı annem bahsettiğimiz yöntemle göndermek istese sanırım birkaç kölenin kafasına daha ihtiyacı olacaktı. Ama eminim ki o mesajda çok daha gizli bilgiler saklıydı.
Bunların yanında imparatorluğa bağlı her bölgeye kadar uzanan yolların yer aldığı yol sistemini kuran yönetimler vardı. Bu resmi yollardan sadece koşucu insanlar gidip gelerek resmi mesajların iletilmesini sağlıyordu. Bu koşular 150 mil yani 240 km' den daha uzun yol koşmak demekti. Yazarken bile bacağıma kramp girdi. Ben mutfağa gidip su almaya üşeniyorum. Su demişken gerçekten susamışım "Annee suu."
Sonrasında bir mesaj göndermek için çok zaman beklediğini acil durumlarda daha hızlı bir şekilde iletişim kurmak gerektiğini fark eden insanoğlu daha teknolojik iletişim araçları geliştirmeye başladı. "Telgrafın tellerine kuşlar mı konar insan sevdiğine canım böyle mi yazar?" Türkünün orijinal hali bu değil tabiki de nedense ben böyle biraz tripli sevme moduna girerek yazdım. Evet telgrafın icadıyla başlayan süreç şu an günümüzde tek tuşla binlerce mesaj gönderip alabilme haline geldi. Hatta sadece yazmakla da kalmadı Telefon sayesinde "Önce sen kapat. Hayır önce sen kapat." sesli muhabbetleri yapar hale geldik. Bununla da kalmadık zahmet edip eve kadar gelmeyin "görüntülü arayın herkes çayını kurabiyesini alsın buradan altın günümüzü yapmalım" moduna bile girdik. Ee altınlar ne olacak? "Zor değil canım internet bankacılığı var." İnternet ve sosyal medya da iletişimin tuzu biberi olarak kimine göre tatlı kimine göre acı bir yemek çıkardı ortaya. Bu iletişim araçlarının tuzunun biberinin faydalı ve zararlı taraflarından da ayrıca bahsetmek gerekiyor.
Pekiii bunca gelişmiş teknolojinin içerisinde ülkemizde halen daha ilkel bir yöntemle iletişim kurmaya devam eden bir köy var desem sana. "Yoook canııım daha neler?" dediğini duyar gibi oldum. "Ben de zaten şaka yapmıştım!" demek isterdim ama hayır şaka değil gerçek. Giresun'un Çanakçı ilçesine bağlı Kuşköyde insanlar üç asırdır ıslık dili kullanarak iletişim kurmaya devam ediyorlar. UNESCO Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesine adı kaydedilen bu köyde insanlar bu kültürel mirası devam ettirmek için çocukluktan ıslık dili eğitimini alıyorlar. "Pufff.. Huffff.. Parmaklarım tükürük içinde kaldı. Neden çıkmıyor bu ses. Islııııkk diye bağırsak kabul edilir mi? Yok olmaz karşı tepedeki evde oturan arkadaşa ulaşmaz. Telefonum nerde bir dakika?" Acaba ıslık dili eğitimini almak için geç kalmış sayılır mıyım?
İnsanlar öyle ya da böyle bir şekilde yolunu bularak yıllardır iletişim kurmuşlar ve kurmaya devam ediyorlar. Gün gelecekte bizim iletişim yöntemlerimizde böyle şaşılarak bahsedilecek mi bilmiyorum ama iletişim yöntemlerimizin bugün ki haliyle sınırlı kalmayacağı kesin. Şu an bu yazıyı okuman da bunun başka bir göstergesi. "Tekir çıkar ağzından postacı güvercinini. Hüsamettin Enişte mangalda pişen sucuktan Tekire de verelim."
Esra ÖZDEMİR