Mahalle Mektebi ile Başarıya Adım Atın! Fırsatları Görmek İçin Giriş Yapın veya Hemen Kayıt Olun!
Hemen Bizimle İletişime Geç!
Mahalle Mektebi
Şeyma Ecem A.
Hemen Ara
+90 543 483 5609WhatsApp'tan Yaz
Konuşmayı BaşlatE-posta Gönder
[email protected]
Doğalcılık (Natüralizm), insanın ve toplumun bilimsel yöntemlerle incelenmesi ve açıklanması gerektiğini savunan bir felsefi görüştür. Bu yaklaşım, doğa bilimlerinin yöntemlerinin, insana ve topluma da uygulanabileceğine inanır. Doğalcı düşünürler, insanın ruhsal ve zihinsel yaşamının da doğal yasalara tabi olduğunu ve bu nedenle bilimsel yöntemlerle araştırılabileceğini öne sürer.
Doğalcılık, insanın biyolojik, psikolojik ve sosyal yönlerini ön plana çıkarır. Doğalcı bakış açısına göre, insan davranışları ve toplumsal olaylar, fiziksel ve biyolojik yasalara uygun olarak açıklanabilir. Bu yaklaşım, insanın özgür iradesi ve tinsel boyutunu göz ardı etmekle eleştirilse de, insanın doğal bir varlık olduğunu vurgulaması açısından önemlidir.
Doğalcılık, aynı zamanda insanın doğayla uyum içinde yaşaması gerektiğini savunur. Bu nedenle, doğal dengenin korunması ve çevrenin korunması, doğalcı görüşün temel ilkeleri arasındadır.
Doğalcılık, kökleri Antik Yunan felsefesine kadar uzanan bir düşünce akımıdır. Eski Yunan'da Demokritos, Epikuros ve Stoacılar gibi filozoflar, insan davranışlarını ve toplumsal olayları doğal yasalara dayandırmaya çalışmışlardır.
Yeniçağ'da, Descartes, Spinoza ve Hobbes gibi filozoflar, insan davranışlarını mekanik yasalara göre açıklamaya çalışmışlardır. 19. yüzyılda ise, Auguste Comte, Emile Durkheim ve Herbert Spencer gibi sosyologlar, toplumsal olayları bilimsel yöntemlerle incelemeye başlamışlardır.
Doğalcılık, 19. yüzyılda Darwin'in evrim kuramının gelişmesiyle daha da güçlenmiştir. Doğalcı yazarlar, insanın da doğal seçilim sürecine tabi olduğunu ve biyolojik faktörlerin insan davranışlarını belirleyici olduğunu savunmuşlardır.
Doğalcılığın temel özellikleri şunlardır:
Bilimsellik: Doğalcılık, insan ve toplumu bilimsel yöntemlerle incelemeyi ve açıklamayı hedefler. Gözlem, deney, hipotez kurma ve test etme gibi bilimsel araçlar, doğalcı yaklaşımın temelini oluşturur.
Determinizm: Doğalcılık, insan davranışlarının ve toplumsal olayların fiziksel ve biyolojik yasalara göre belirlendiğini savunur. Bu yaklaşım, insanın özgür iradesi ve tinsel boyutunu göz ardı etmekle eleştirilir.
Materyalizm: Doğalcılık, insanın ruhsal ve zihinsel yaşamının da maddi temellere dayandığını kabul eder. Bu nedenle, doğalcı düşünürler, insanın tinsel boyutunu reddetmez, ancak onu maddi temellere dayandırırlar.
Evrimcilik: Doğalcılık, insanın da doğal seçilim sürecine tabi olduğunu ve biyolojik faktörlerin insan davranışlarını belirleyici olduğunu savunur.
Çevreci Yaklaşım: Doğalcılık, insanın doğayla uyum içinde yaşaması gerektiğini vurgular. Doğal dengenin korunması ve çevrenin korunması, doğalcı görüşün temel ilkeleri arasındadır.
Bu temel özellikler, doğalcılığın hem felsefi hem de bilimsel bir yaklaşım olduğunu göstermektedir.
Doğalcılık, 19. yüzyılın ikinci yarısında edebiyat ve sanat alanlarında da etkili olmuştur. Doğalcı yazarlar ve sanatçılar, insan davranışlarını ve toplumsal olayları, bilimsel yöntemlerle incelemeye ve açıklamaya çalışmışlardır.
Edebiyatta, Emile Zola, Gustave Flaubert ve Guy de Maupassant gibi yazarlar, doğalcı yaklaşımı eserlerinde yansıtmışlardır. Bu yazarlar, karakterlerinin davranışlarını, çevrelerindeki fiziksel ve sosyal koşullarla ilişkilendirerek açıklamaya çalışmışlardır.
Resim sanatında, Gustave Courbet, Emile Zola ve Edouard Manet gibi sanatçılar, günlük yaşamın gerçekçi betimlemelerini yapmışlardır. Bu sanatçılar, insanın doğal çevreyle olan ilişkisini vurgulamışlardır.
Müzikte de, Debussy ve Ravel gibi besteciler, doğalcı eğilimlerin etkisinde kalmışlardır. Bu besteciler, doğa temalarını ve doğal sesleri eserlerinde kullanmışlardır.
Doğalcılığın edebiyat ve sanat üzerindeki etkisi, insanın doğal ve toplumsal çevresiyle olan ilişkisini vurgulaması ve gerçekçi bir bakış açısı sunması açısından önemlidir.
Doğalcılığın önde gelen temsilcileri arasında şu isimler yer almaktadır:
Auguste Comte (1798-1857): Fransız filozof ve sosyolog. Pozitivizm akımının kurucusu olarak bilinir. Toplumsal olayların bilimsel yöntemlerle incelenmesi gerektiğini savunmuştur.
Emile Durkheim (1858-1917): Fransız sosyolog. Toplumsal olayları, toplumun kendine özgü yasaları çerçevesinde inceleyen sosyolojik yaklaşımın öncüsüdür.
Herbert Spencer (1820-1903): İngiliz sosyolog ve filozof. Evrimci sosyoloji anlayışıyla tanınır. İnsan davranışlarının ve toplumsal olayların doğal seçilim sürecine tabi olduğunu savunmuştur.
Emile Zola (1840-1902): Fransız yazar. Natüralist edebiyat akımının öncülerindendir. Eserlerinde insan davranışlarını, çevresel ve biyolojik faktörlerle açıklamaya çalışmıştır.
Gustave Flaubert (1821-1880): Fransız yazar. Natüralist edebiyat akımının önemli temsilcilerindendir. Eserlerinde, karakterlerin davranışlarını, sosyal ve ekonomik koşullarla ilişkilendirmiştir.
Ivan Pavlov (1849-1936): Rus fizyolog. Hayvanların ve insanların öğrenme ve davranış biçimlerini açıklayan koşullu refleks teorisini geliştirmiştir.
Sigmund Freud (1856-1939): Avusturyalı psikolog. İnsan davranışlarının bilinçaltı kökenlerini açıklayan psikanalitik yaklaşımıyla tanınır.
Bu önde gelen temsilciler, doğalcılığın farklı disiplinlerdeki etkisini ve gelişimini göstermektedir.